Bilim insanına güvenen yeni bir YÖK oluşacak

Sultan Uçar
Yeni Yüzyıl Gazetesi

YÖK bir süredir, ‘Yeni YÖK’ tanımını kullansa da yasayla adı da değişecek. Yükseköğretim Yasa Tasarısı’nda ayrıca, 10. Kalkınma Planı hedeflerinin yakalanması için üniversitelerin eğitim, araştırma, teknoloji üretimi ve bölgesel kalkınma odaklı yapılanması planlanıyor.

27 Mayıs şartlarında doğduğunu, 12 Eylül ve 28 Şubat süreçlerinde dikte edilen tek tipçi yaklaşımların çilesini çektiğini söyleyen Başbakan Ahmet Davutoğlu muhalefet liderleriyle statüko oluşturmayan gerçek bir yüksek öğretim reformu yapılması için mutabakata varıldığını kaydetti. Yüksek öğretim Kurulu (YÖK) 34 yıl önce dünyada soğuk savaş, Türkiye’de 12 Eylül darbesinin etkilerinin sürdüğü 1982’de, yükseköğretimi planlamak için anayasayla kuruldu.

İşte böyle hantallaştı

Yükseköğretim Yasa Tasarısı çalışmaları başlarken, 34 yıl yıl içinde herkesin, ‘hantal’ olarak nitelediği yapının, yükseköğretimdeki sayısal büyüme altında nasıl ezildiği de ortaya çıktı.Ülkede kurulduğunda 27 üniversite ve 282 bin öğrenci var. 2016 yılında üniversite sayısı 133’ü devlet 73’ü vakıf tam 196’ya, öğrenci sayısı 6 milyona yükseldi.

Öğrenci sayısı 27 kat arttı

1980’de üniversite sınavına giren aday sayısı 467 bin iken, sadece yüzde 9’u kazanabiliyordu. Yine 1982’de üniversitelerden yılda 37 bin kişi mezun olurken, şimdi bu sayı 700 binleri aştı. 2015’de sınavlara giren sayısı 2 milyon adayı, yerleştirilen öğrenci sayısı 1 milyon kişiyi geçti. 34 yıl öncesine göre üniversite talebi 5 kat arttı. Ancak YÖK yapısı bölümlere öğrenci ve akademisyen kotası koyarak, yığılmaları tetikledi.

YÖK reformunu hayata geçirmeliyiz

“YÖK reformunu mutlaka gerçekleştirme çabası içinde olmalıyız. 12 Eylül’ün zihniyetini yerle bir edeceğiz. Muhalefet liderleriyle, prensipte uzlaştık. 12 Eylül sistemi kendi insanına, vatandaşına, bilim adamına güvenmeyen bir sistemdi. YÖK’ü bugün kendi ekseninde reformcu bir anlayışla akademik özgürlüklere de dayalı ve bilim adamına güven esası ile yeniden inşa etmek, zihniyet reformu gerçekleştirmektir.”

‘Bu terazi bu sıkleti çekmez’

YÖK’ün 34 yıl içinde sayısal büyüme altında ezildiği YÖK’ün son raporunda, “Bu terazi bu sıkleti çekmez” diye yer buldu. Yeni yükseköğretim yasa tasarısında tartışmaya açılacak bazı konu başlıkları şöyle;

* YÖK’ün adı değişecek.
* Yeni bir çatı kuruluş olacak.
* Disiplin amirliği yetkisi YÖK’den, üniversitelere verilecek.
* Tıp, mühendislik gibi alanlarda uzmanlaşmış ihtisas üniversiteri kurulacak.
* Akademik derece ve diploma programları yenilenecek.
* Sistemde yüzde 47 payı olan açıköğretimler, gelişmiş ülkeler gibi yüzde 15’lere çekilecek.
* Açıköğretimin sınırsız öğrenci statüsü kaldırılacak.
* Lise öğretmenlerinin lisansüstü mezun olması şartı getirilebilir.
* Üniversiteye giriş barajlarının düşürülmesi durdurulacak.
* Mezunlar, önce mesleki yeterlilik sınavına girecek.
* Tıp, hukuk ve mühendisliğe konulan barajlar, eğitime de getirilmek isteniyor.
* AB ülkelerindeki gibi, ‘Yetkin Mühendislik’ sınavı yapılması hedefleniyor.
* Örneğin; inşaat mühendisliği mezunu zemin, deprem gibi bir alanda uzmanlaşacak.
* Vakıf üniversitelerinin kurucu mütevelli değişikliği zorlaştırılacak.
* Üniversite sınavlarının MEB tarafından yapılması tartışmaya açılacak.
* Bilimsel çalışmalarla ilgili ulusal bir sıralama sistemi getirilecek.
* Vakıf üniversitelerine eğitim için yüzde 8, diğer harcamalar için yüzde 18 olan vergi muafiyeti gündeme alınıyor.
* Özel üniversitelerin kuruluşu ve mevcut vakıfların 1 defaya mahsus dönüştürülmesi tartışılacak.
* Vakıfların, kaynak kullanımının YÖK takibi de tartışma konularından biri olacak.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir