ABD vicdanı değil temel çıkarlarını gözetiyor

BARACK Obama başkanlığının ikinci döneminde tutarsız bir Ortadoğu politikası uyguladığı için suçlanıp duruyor. Bölgenin pek çok noktasında patlak veren sivil ve mezhepçi çatışmalar döngüsüne yanlış baktığı söylenen bir stratejiydi bu. Eleştirmenlere göre, ABD’nin 2011’de Libya’da ve 2014’te ise Irak’ta askeri güç kullanması ile 2013’te kimyasal silahlar konusunda Suriye’de çatışmadan kaçınma ve Temmuz 2015’te İran’la nükleer anlaşmaya varma arasında tutarlı herhangi bir bağlantı kurulamaz. Ancak Obama’nın en önemli dış politika konuşmalarına daha yakından bakacak olursak Obama yönetiminin ABD gücünü bölgede nasıl kullandığına ilişkin stratejisi netleşiyor. Bu, Amerika’nın bölgedeki temel çıkarlarını esaslı biçimde daraltarak tanımlayan ve ABD’nin belirli ortaklıklarına ilişkin değerleri kendisinden önceki başkanlardan çok farklı biçimde konumlandıran bir strateji. Bunun sonucunda Obama İslam Devleti grubuyla ilgili olarak “zayıflat ve sonra yen” formülünün ilk aşaması üzerinde odaklanıyor.

Eylül 2013’te Birleşmiş Milletler’de ve Mayıs 2014’te ise West Point’teki ABD Askeri Akademisi’nde yaptığı konuşmalarda hem askeri hem de diplomatik bağlamda bir temkin politikasının sınırlarını çizdi. Bu strateji Bush döneminde Afganistan ve Irak’ta yapılan savaşların sonucuydu.

Ortaoğu’daki temel çıkarlar

Başkanlığının en ayrıntılı dış politika konuşması olan BM konuşmasında Obama beş farklı yerde “temel çıkarlar”dan söz etti. Fakat bunu West Point’teki konuşmasında somut olarak tanımladı: “İnsanlarımıza yönelik tehditler olduğunda, gelir kaynaklarımız risk altına girdiğinde ve müttefiklerimizin güvenliği tehlikeye düştüğünde.” Başka bir deyişle Obama, demokratik değişim ya da dost olmayan liderlerin devrilmesi gibi şeyler için tek taraflı güç kullanımını ıskartaya çıkarıyordu. Bu da kendisini selefi George W. Bush’tan ve siyasal amaçlar için tek taraflı müdahaleye başvuran diğer ABD başkanlarından ayırıyordu.

Obama West Point’teki konuşmasında, kendisinin temel çıkarlar tanımının dışında kalan durumlarda çok taraflı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini söyledi: “Vicdanımızı sızlatan ama bizi doğrudan tehdit etmeyen krizler ortaya çıkarsa … o zaman askeri eylem eşiği daha yüksek olmalı. Bu tür durumlarda meseleyi tek başımıza ele almamalıyız. Bunun yerine müttefik ve ortaklarımızı kolektif bir eylem için seferber etmeliyiz.”

ABD dış politikasının arkasında yatan gerçek mantığın bu konuşmalardaki açıklaması, Obama’nın diğer birçok konuşmasında söylediği şeylerden daha tutarlı ve ikna edici.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir