‘Hastalara karikatürle mizah terapisi yapılıyor’

Aslı Öztürk
YENİ YÜZYIL GAZETESİ

HIKMET Aksoy, yarım asırdan uzun bir süredir karikatür sanatına gönül vermiş bir gazeteci, yazar ve çizer. Özellikle ‘yazısız’ karikatürleriyle tanınan Aksoy 2010’da 70 yaş kesitinde gazeteciliğe ve karikatüre katkılarından dolayı “Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü”ne layık görüldü. Meslek hayatına başladığı ilk günden bu yana ara vermeksizin karikatür çizen Aksoy, yeni nesil karikatürlerde çizgi-mizah bütünlüğünün olmadığından yakınıyor. Usta çizerle, geçen yıl Paris, bu yıl ise Brüksel’de açtığı sergilerini ve karikatür sanatının geçmişini konuştuk.

Geçmişten günümüze Türkiye’de karikatür alanında nasıl gelişmeler yaşandı?

– 1950’li yılların başında çizmeye başladım, ama ilk karikatürümü 1959’da İstanbul’a geldiğimde dergi ve gazete sayfalarında basılı gördüm. Bu yıllarda “1950 Kuşağı” Türk karikatür sanatını gerek yurtta, gerekse dış ülkelerde etkin bir şekilde temsil ediyordu. Bu kuşağın özelliği karikatürü yazılı olmaktan tümüyle arındırmasıydı. Karikatürlerde mizah olgusu tümüyle çizgiye indirgenip okura öyle sunuldu. Ortaya konulan eserler çağdaş karikatürün örnekleriydi.

Günümüzde durum nasıl?

– Çok eskiye dönüş var maalesef. Bunda da mizah yayın anlayışının büyük payı olduğunu düşünüyorum.1950’li yıllarda mizah yayını alanında Akbaba Dergisi “amiral gemisi” görevini yaparken bu derginin kaptan köşkünde derginin sahibi Yusuf Ziya Ortaç bulunuyordu. Karikatürde de, mizahi öyküde de hep tutarlılık, kalite, kalıcılık aranıyordu. Günümüzde mizah dergilerinde yer alan karikatürlerle yarım yüzyıl öncesinin karikatür anlayışı arasında dağlar kadar fark var. Günümüzde yayımlanan bol balonlu karikatürlerde ‘çizgi-mizah bütünlüğü’ yok. Maalesef mizah- karikatür anlayışına “sululuk” geldi, oturdu.

Sululuktan kastınız nedir?

– Karikatürün çizgilerini kapatınız, balonların yazılarını okuyunuz, alınız size her biri birer fıkra… O da fıkra olsa… Aziz Nesin’nin o her hafta düşündüren, düşündürdükten sonra güldüren nefis kısa mizahi öyküleri çoktan yok oldu.

‘Yazısız karikatürler ilgi çekiyor’

Geçen yıl Paris’te bir sergi açmıştınız. Bahseder misiniz biraz?

– Karikatürde 55. Sanat yılımı geçen yıl Paris’te açtığım kişisel sergi ile kutladım. Sergim Fransa sanat çevrelerince ilgi ile karşılandı. Bu galeride daha önce Türk karikatürünün büyük ustası Turhan Selçuk’un iki kez sergi açmış olması benim açımdan çok önemliydi tabii ki.

Geçtiğimiz aylarda da Brüksel’de bir sergi açtınız. Orayı tercih etmenizin özel bir sebebi var mı?

– Brüksel halkı çizgi romanı ve karikatürü çok seviyor ve yakından izliyor. İtiraf edeyim ki, Paris’ten daha çok izleyen oldu. Her iki sergide tüm karikatürlerimin ‘yazısız’ oluşunun ilgi açısından izleyenler üzerinde olumlu bir intiba yarattığını anı defterine yazılanlardan anladım.

Batı’daki mizah etkisinin Türkiye’dekinden farkı ne sizce?

– Batılılar mizahı, karikatürü yaşamlarının her anına yol arkadaşı yapmayı bilmişler. Böylece hoşgörülülükte ön plana çıkmışlar. Yine Batı dünyasında hastalara mizah terapisi uygulanarak sağlıklarına kavuşmaları  

 ‘En çok Tan Oral’ı beğeniyorum’

Son dönemin karikatüristlerinden beğendikleriniz var mı?

– En çok Tan Oral’ı beğeniyorum. Nedeni de çizginin hakkını verdiği kadar, mizahı da onunla yoğurup sunması… Başlı başına bir sanat anlayışı ve becerisi var. Fakat özellikle dış ülkelerdeki yarışmalara katılıp ödüller kazanan çok başarılı birçok arkadaşım var. Tek tek isim belirtip haksızlık etmek istemem.

Hangi mizah dergilerini takip ediyorsunuz peki?

– 1950-60’lı yıllarda yayımlanan mizah dergilerinden oluşan zengin bir koleksiyonum var. Şuan çok fazla dergi var. Ben de bu sebeple internet üzerinden dünya karikatür hareketlerini izliyorum.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir