‘Agos uğursuzmuş Hrant’ı elimizden aldı’

Vercihan Ziflioğlu
YENİ YÜZYIL GAZETESİ

DİNK suikastinin 9’uncu yıldönümünde Agos’un kurucularından biri olan avukat Luiz Bakar ile Bakar Agos’un serüvenini, Ermeni toplumunu ve gazetenin bugün geldiği noktayı konuştuk.

Doksanlı yıllarda Erm

eni toplumunda neler yaşanıyordu. Neden gazete kurma fikri gündeme geldi?

Topluma kendimizi anlatmamız gerekiyordu. Çünkü Ermeniler hakkında geniş bir kesimin önyargıları vardı. Ermeni toplumu kimdir, bu konuda hiçbir bilgi yoktu. Olanlar ise kulaktan dolma bilgilerdi.

İki Ermenice günlük gazete vardı. Bu gazeteler sizce topluma yeteri kadar nüfuz etmiyor muydu?

Bu gazeteler Ermeniceydi. Öncelikle toplumumuzu geniş topluma anlatabilmek için gazetenin Türkçe olması gerekiyordu. Yoksa tamamen kendi içimize sıkışıp kalacaktık.

Agos’un kuruluş sürecini anlatır mısınız?

Altı ay sonra gazetenin kapanacağını planlamıştık aslında. Patriğimiz o dönemde henüz patriklik makamına yükselmemişti Episkopostu. Gazeteden önce geniş topluma kendimizi anlatacak bir basın komisyonu kurmuştu. Bu komisyon Agos’un çekirdek kadrosunu da oluşturdu. Ekipte tek bir profesyonel vardı.

Agos gibi bir gazeteyi amatör bir ekiple kurmaktan korkmadınız mı?

Doğruyu söylemek gerekirse hiçbir formasyonumuz yoktu. Aramızda tek gazeteci geçmişi olan Anna Turay vardı. Hrant, gazetecilikten anlamıyordu fakat çok heyecanlıydı.İlerleyen zamanda gazete Hrant Dink ismiyle özdeşleşti biraz.. Gazete “kişi gazetesi” olarak planlanmamıştı doğru. Herkesin işi vardı, oysa Hrant’ın bir işi yoktu, tüm zamanını gazeteye vermek istiyordu. Öyle de oldu.

 Agos bir kırılma noktası mıydı?

Hayır, aksine bir açılım noktasıydı. Şöyle bir örnek vereyim size 1936 Beyannamesi’nden kimsenin haberi yoktu. İlk defa bu konu Agos’ta yayımlandı. En büyük sorunumuz vakıflarımızın mülksüzleştirilmesiydi. Bu sorunun üzerine gidildi ve davalar açıldı.

 Hrant’ı yaptığı haberler ve yazılardan dolayı uyardığınız oldu mu hiç?

Şöyle söyleyeyim bütün basın çalışanlarının bir parça otosansür yapması lazım. Ben oradayken zaten bu doğrultuda sorun da yaşanmıyordu. 1996-2000 yılları arasında Agos’taki sürecin içine dahildim.

Valilikten çağırdıklarında anladım…

Hrant’ın tehlikede olduğunu hissettiniz mi ?

Valilikten çağırdıklarında birşeylerin kötü gittiğini anladım. Ondan önce bir şey yoktu. Hrant ilk günkü heyecanını sonuna kadar taşıdı. Bu heyecanın temeli belki de amatörlüktü. Bir zaman sonra biz görüşmemeye başladık. Kurucu ekip daha sonra dağılmaya başladı.

Agos doğdu doğmasına, beklenenden çok daha fazla yaşadı. Fakat hem fikir babası Sayın Patrik Mesrop II’yi bir anlamda yitirdik hemde Hrant Dink’i neler söylemek istersiniz?

Demek ki uğursuzmuş bu Agos. n Bugünkü Agos sizin kurmuş hayal ettiğiniz Agos mu neler söylemek istersiniz? Bugünkü Agos’un ne olduğunu bende anlamış değilim. Herşey var içinde. Çizgisini saptayamıyorum. Hrant’ın çizgsinden farklı sanki. Fakat artık bugün geldiğimiz noktada Agos bir cemaat gazetesi değil.

Agos gazetesi nasıl kuruldu?

 Doksanlı yılların ortalarına kadar Ermeni toplumu içe kapalı bir toplum yapısı izledi. Tarihte yaşanan acı deneyimler nedeniyle adeta kamufle oldu, ta ki bir grup aydın Türkçe-Ermenice iki dilli bir gazeteyi gündeme getirene kadar. Bu gazetenin fikir babalarından biri de o dönemlerde henüz Patriklik makamına yükselmemiş olan Mesrop II’ydi. Sembolik bir bütçeyle Agos Gazetesi kuruldu. İsim babası Rupen Maşoyan oldu. Etraftan gazeteye 6 aylık ömür biçildi. Altı ay sonra kapatılır deniyordu. Fakat Agos kararlı adımlarla yolunda ilerlemeye devam etti. Agos kurulurken kişiden ziyade kollektif bir gazete olmasına karar verildiyse de, süreç içinde gazetede kalan tek kişi Hrant Dink oldu. Gazetenin adeta beyni olan Mesrop II’nin basın danışmanı ve gazetenin kurucularından avukat Luiz Bakar’ın da dahil olduğu ekip, gazeteyle yollarını adım adım ayırmaya başladı.

Gazeteyi aramızda topladığımız 1000 Dolarla kurduk

Agos’un kurulduğu yıllarda Ermeni toplumu tedirgindi hatta tepkiler de oldu sanırım.

Türkçe yayımlanması tepki oluşturdu evet. Bu tepkiler de kısa sürdü bizim başka bir sorunumuz vardı, paramız yoktu. Ancak bin dolar kadar ortaya koyabildik. Fakat beklenmedik bir şey oldu, reklam almaya başladık.

 Doksanlı yılların Türkiyesi’nde çok sıcak olaylar yaşanıyordu.Agos’un haber çizgisinde daha dikkatli şekilde yol alması uyarılarınız oldu mu?

Yok ama, ilk dönemde herşeyi ince eleyip sık dokuyarak, büyük bir dikkatle ele alıyorduk. Her şeye dikkat ediyorduk. Kelimelerle, cümlelerle oynuyorduk adeta. Öyle mi yazalım, yoksa böyle mi yazalım diye soruyorduk birbirimize.

 Agos’un ikinçi döneminde Hrant Dink’in adının daha da ön plana çıktığını görüyoruz …

Süreç kendiliğinden gelişti. Değişik kesimlerden insanlar yazmaya başladı. Talepler fazlalaştı. Aşama aşama bir cemaat gazetesi olmaktan çıktı Agos. Agos’un çok büyük da faydaları oldu. Geniş bir kesime kendimizi anlatmaya başladık. Ermenice bilmeyen büyük bir kesim vardı. Cemaate faydalı olan birtakım insanlar Ermenice bilmediği için topluma entegre olamıyordu. Anadolu’da okullar yoktu, ne yapsınlar. Agos onları da etrafında topladı.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir