Başbakan Davutoğlu’ndan Kılıçdaroğlu’na sert tepki…

Başbakan’dan akademisyenler bildirisi için de sert sözler geldi: Bir yaşındaki Ecrin, Efe ve diğer çocukların cansız bedenleri yerde yatarken, terör örgütüne destek veren, terör örgütünü yok sayan böyle bir bildiriden imzanızı çekmezseniz, hayatınız boyunca söyleyeceğiniz her akademik söz şüpheyle karşılanacaktır.

Başbakan Davutoğlu’nun sözlerinden satırbaşları şöyle:

-AK Parti kuruldu ve millet iktidara geldi. AK Parti hükümetleriyle Türkiye de bambaşka bir Türkiye oldu. Adalet, vicdan, merhamet, demokrasi, hukuk, refah ülkeye hakim oldu. Bir başkaldırı olarak, bir direniş olarak doğan Ak Parti’ye karşı iktidardayken de ne kumpaslar kurmaya çalıştılar ama hiçbirinde başarılı olamadılar, başarılı olamazlar, başarılı olamayacaklar

-Dibe vurmuş bir ekonomiyi ayağa kaldırdık, 13 yıl aralıksız büyüdük. Şimdi daha da nitelikli olarak büyümeye devam edeceğiz. Vesayetçi sistem geriledi, demokrasimiz güçlendi. Şimdi hala vesayete niyetlenenler olursa onları da gerileteceğiz, demokrasimizi yeni anayasamızla daha da güçlü kılacağız

-Her türlü vesayet odağı, baskılar, darbe girişimleri, küresel istikrarsızlıklar, terör, ihanet şebekelerinin çabalarına rağmen bu başarıyı yakaladık. Bırakın içerideki her türlü zorluğu, sadece yanı başımızda, komşularımızda yaşanan problemler bile AK Parti hükümetlerinin dışında kimsenin başedemeyeceği sıkıntılardı. Gece, gündüz tüm kadrolarımızla bu sıkıntılara göğüs gerdik ama bu başarının asıl sahibi aziz milletimizdir

-HDP’nin Türkiyelileşme diye sunduğu projenin de çok yalan olduğu çok net ortaya çıktı. Bırakın Türkiye’yle ilgili bir sorumluluk sahibi olduklarını göstermeyi, sorumsuzluğun adresi ve şiddetin sözcüsü oldular.

SAYIN DEVLET BAHÇELİ’YE GEÇMİŞ OLSUN DİLİYORUM

Bizler yarınki Türkiye özlemiyle büyüdük. Bizim neslimiz adalete, demokrasiye hasretle büyüdü. Yarınki Türkiye özlemi bugün gerçek oldu. 7 Haziran seçimlerinde açık ara birinci parti olmamıza rağmen hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu sağlayamadık. Hemen çalışmalara başladık. O akşam milletimize ‘ne olursa olsun bu ülkeyi değil 1 yıl, değil 1 ay, değil 1 hafta, 1 saniye dahi hükümetsiz bırakmayacağız’ dedik. Belki de cumhuriyetin en kritik döneminde bu ülkeyi sahipsiz bırakmadık. MHP ile HDP biz koalisyon yapmayız siz CHP ile yapın dediler. Bu arada MHP genel başkanına acil şifa diliyorum, geçirdiği operasyonlar nedeniyle, geçmiş olsun. 1 Kasım seçimleri milletimizin basiretiyle Türkiye kurulan tuzakların boşa çıktığı bir seçim oldu. 1 Kasım’dan sonra o büyük zaferin rehavetine kapılmadan teşkilatımızın her düzeyinde istişareler yapıyoruz. Büyük yenilgi yaşayanlar hala ders almış görünmüyor.

KILIÇDAROĞLU’NUN SAYGISIZLIĞINI İADE EDİYORUZ

Kemal Kılıçdaroğlu dün kongreyle yaptığı konuşmada Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük olarak siyasi lidere yakışmayan bir üslupla, nezaketsizlikle ithamda bulunmuştur. Mesnetsiz suçlarla Cumhurbaşkanımızı itham etmiştir. Cumhurbaşkanımıza yaptığımız küstahlığı kendisine aynen iade ediyoruz. Dikta CHP siyasetine ait bir kavramdır. Dikta, milli şef, zorbalık CHP’ye ait kavramdır. En son TRT’yi bastılar. Hizmet üretemeyince kabalaşıyorlar, çirkinleşiyorlar. Hakaret ettiği kişinin bu milletin yüzde 52’nin oyuyla seçildiğini unutuyor. Saygısız olduğu kadar basiretsiz bir söylemi kullanmaktan çekinmiyor. Kılıçdaroğlu CHP’nin şifa bulmaz hastalıklarını gözden kaçırmak için Cumhurbaşkanımıza hakaret ederek kendi kitlesi nezdinde kendisini kurtarmaya çalışıyor. CHP kongresinde parti kitlesini küfürle, hakaretle biraraya tutmayı düşünmek sayın Kılıçdaroğlu’na yaramaz. CHP’nin 1 Kasım seçimlerinde biz ne hata yaptık diye düşünmelerinin zamanıdır. Koltuğun, geliştirdiği fikirlerle koruyamayacağını bildiği için Cumhurbaşkanına hakaret ederek koltuğunu korumayı düşünüyor. Bunlar kendi koltuklarını korumak için sergiledikleri küçük kurnazlıklardır.

CUMHURBAŞKANIMIZA HAKARET ONA HİÇBİR ŞEY KAZANDIRMAZ

Eğer biraz sorumluluk sahibi olunsaydı, basiret sahibi olunsaydı koltuğu korumak adına böyle seviyesiz bir üsluba yönelmezlerdi. Onlar kongrelerinde sadece itham ve hakaretle konuşurken bizim teşkilatımızın toplantılarında gelecek ve aydınlık günlerinin çağrısı yapılır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun derdi Türkiye’yi daha iyi yerlere taşımak olsaydı partisine vizyon çizerdi. Bunlardan bahsedemediği için hakaretle yoluna devam etmek istiyor. Bu ülkenin en yüce makamına hakaret etmek ona hiçbir şey kazandırmak. Bir başbakan için bir genel başkan için en büyük güç, en büyük destek böyle bir teşkilata sahip olmaktır. Bu teşkilat şimdiden 2019’un müjdesini haber veriyor. Bir tarafta girdiği her seçimi kaybeden sayın Kılıçdaroğlu, diğer taraftan girdiği her seçimi kazanan sayın Cumhurbaşkanımız.

SULTANAHMET VE ÇINAR SALDIRILARI

Yeryüzünün en güzel noktasında, medeniyet tarihinin en muhteşem eserlerinin birinde Sultanahmet Meydanı’nda masum canların kanına girdiği gibi Çınar’da masum çocukların, çınar olacak o küçük fidanların kanına girebilecek kadar alçaktır terör. Sultanahmet saldırısı bunun en somut örneklerinden biri olmuştur

OPERASYONLAR

Bizim tek hedefimiz, güvenlik görevlilerimizi şehit eden, masum vatandaşlarımızı tehdit eden, öldüren, esnafımızın iş yerlerini kapatan ve yağmalayan, küçücük Kürt çocuklarını aldatıp, kalem tutması gereken ellere silah vererek ölüme gönderen, Türklere, Kürtlere, Araplara, Zazalara zulmeden bu terörü tümüyle ortadan kaldırmaktır. Tek gayemiz, bölgede terörist odaklarca baskılara ve zulme uğratılan insanlarımıza huzur ve emniyet ortamı sağlamaktır”

AKADEMİSYENLER BİLDİRİSİ…

Bir grup akademisyen tarafından imzalanarak yayınlanan bildiri. Üç gündür tekrar tekrar sorular sorarak kendilerini itham ediyorum. Ve diyorum, bir kez daha diyorum, hakkaniyetten oldukça uzak, gerçeklikten kopuk, ön yargıyla, Kandil zihniyetini yansıtan bir bildiridir ne yazık ki. Bu bildiri, terör örgütüne yönelik en ufak bir eleştiriye, ikaza ya da terörün saldırılarını doğrudan mahkum eden bir duruşa sahip değildir. Aralarında, imza attıkları bildirinin muhteviyatına hakim olmayan akademisyenlerin de olduğunu ben şahsen biliyorum. Bu türden hakkaniyetsiz girişimleri, hele terör örgütlerinin bu türden kanlı saldırıları ortadayken, bu imzaları anlamak mümkün değildir.

Bir yaşındaki Ecrin, Efe ve diğer çocukların cansız bedenleri yerde yatarken, terör örgütüne destek veren, terör örgütünü yok sayan böyle bir bildiriden imzanızı çekmezseniz, hayatınız boyunca söyleyeceğiniz her akademik söz şüpheyle karşılanacaktır. Sizler, her şeyden önce o çocuk bedenlerini zihninizde bir an tahayyül ediniz ve ondan sonra bir kez daha o bildiriyi okuyunuz.”


Etiket


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir