‘Boğaz’daki bildiriciler Cengiz Hoca’ya bakın’

AK Parti İstanbul İl Danışma Kurulu’nda konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, kendisini duygulandıran dört telefon konuşmasını teşkilatla paylaştı. Davutoğlu bunlardan birini ayrıntılarıyla paylaştı. Bu, Muş’un merkez Güdüm köyüne bağlı Kurtuluş mezrasında kar nedeniyle okula gidemeyen öğrencilerin yolunu açarak onları kucağında taşıyan fedakâr öğretmen Cengiz Sur ile yaptığı telefon konuşmasıydı. PKK’nın Çınar’da gerçekleştirdiği terör eyleminde hem oğlunu hem torununu kaybeden Ali İhsan’ı ve Güneydoğu’da şehit olan Yalçın Yamaner’in eşi Hacer Hanım’ı arayarak taziye dileklerini ilettiğini söyledi.

Bildiri Kandil zihniyeti

Davutoğlu, Cengiz Sur’u tebrik ederken Barış Bildirisi’ne imza atan akademisyenlere yönelik sert açıklamalarda bulundu: “Teröristi hoş gören, buna karşılık terörle mücadele eden hükümeti mahkum eden yaklaşımları asla kabul edemeyiz. Bu yaklaşımlar iyi niyetli yapılan eleştiriler kapsamına sokulamaz. Bu yaklaşımlar terörün ekmeğine yağ sürmektedir. Canını feda etmeyi göze alarak teröre karşı geceli ve gündüzlü mücadele eden vatan evlatlarına haksızlıktır bu. Hakkaniyetten uzak, gerçeklikten kopuk, Kandil zihniyetini taşıyan bir bildiri. Aralarında imza attıkları bu bildirinin muhtevasına hakim olmayan akademisyenlerin olduğunu şahsen biliyorum. Terör örgütünün kanlı saldırıları ortadayken bu imzaları anlamak mümkün değildir. Terör sözcülüğüne soyunmuş bu akademisyenler diğer yandan fedakar öğretmenlerimiz var.”

Cengiz Öğretmen farkı

“Dün yaptığım telefon görüşmesi beni çok duygulandırdı. Cengiz Sur öğretmen kardeşim mezradan okula çocukları sırtında taşıyarak götürüyor. Şimdi Cemgiz Bey’in içinde bulunduğu şartlarla bu akademisyenin içinde bulunduğu şartları karşılaştırın. Üniversite kampusu demiyorum. İstanbul’da Boğaz’a bakan sıcacık öğretim odalarından bahsetmiyorum. Her şehirde gençler yetişsin diye milyonlarca lira harcarayak yaptırdığımız üniversite yerleşkelerinden bahsetmiyorum. Mezra diyorum, mezra, Kurtuluş mezrası… Bir yandan konforlu odalarından bu millete hükümete, ülkeye, hükümete hak bildirmeye çalışanlar, diğer yandan mezrada sabah daha beyefendiler hanım efendiler yataklarından kalmadan sınıfını ısıtan, okulun yollarındaki karları temizleyen, küçücük öğrencilerini sırtında omuzunda taşıyan Cengiz öğretmenden bahsediyorum.

Vatana sadık çocuklar

Bu memleketin her köşesinde, öyle hadsiz, edepsiz, üslupsuz bildirilerin altına değil, körpe yavrularımızı geleceklerinin altına imza atan binlerce Cengiz öğretmenler var. Hepsinin alnından öpüyorum. Sayın başbakanım dedi, biz meslektaşız biz de sizlerle ve sizin yürüttüğünüz mücadeleyle gurur duyuyoruz. Bilin ki, benim elinden tutup götdüğüm her öğrenci bu ülkeye bu millete bu vatan.

Aydın ahlakıyla çıkıp ‘yanlıştı’ demeliler…

“AKADEMİSYENLERE bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Geliniz erdem, irfan, ilim ışığında bu bildiriyi bir kez daha gözden geçiriniz. Bu bildiriden imzalarınızı çekiniz. Bu atacağınız adım bundan sonra söyleyeceklerini değerli kılacaklardır. Böyle bir bildiriden imzanızı çekmezseniz hayatınız boyunca söyleyeceğiniz her akademik söz şüpheyle karşılanacaktır. Şehit polisimiz Yalçın Yamaner’in tabutuna koşan yavrusu Begüm’ün fotoğrafına baksınlar. Aksi halde çocukların yüzüne nasıl bakacaksınız. Begüm yavrumuz bir daha babasına sarılamayacakken siz hangi yüzle kendi çocuklarınıza sarılacaksınız. O bildiride imzası olan akademisyenlerin terörle aralarına mesafe koyan açıklamalarını bekliyorum. Çıkıp, cesurca aydın ahlakıyla bu yanlıştı desinler”

CHP liderinin Erdoğan eleştirisine sert tepki

Bu, küstahlık

“Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanımıza nezaketsizlikle tepki göstermeye kalkıştı. İthamda bulundu. Mesnetsiz suçlamalarla Cumhurbaşkanımızı itham etmeye kalktı. Kötü söz sahibinindir. Cumhurbaşkanımıza yaptığı küstahlığı kendisine aynen iade ediyoruz.”

‘BUNLAR PROFESÖR UNVANINI KİRLETİYOR’

BİLDİRİ polemiği devam ediyor: MARMARA ÜNİ. Rek.: “Bildiri bilimsel gerçekliğe dayanmıyor. Yanlı ve subjektif ve gerçekdışı. Terör örgütüne karşı devletimizin yürüttüğü haklı mücadele, devlet olmanın gereği ve doğal sonucu. Milli birlik ve bütünlüğümüzün korunması hususunda gerekli hassasiyetin gösterilmesinin, akademik camianın öncelikli sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.” HARRAN ÜNİ. Rek.: Prof. Ramazan Taşaltın, “Bildiri yayınlayarak teröre destek veren akademisyenleri şiddetle kınıyorum. ‘Prof.’, ‘Doç.’ gibi unvanı kullananlar, bu unvanları lekeliyor. Bildiricilere bakın, yüzde 90’ının akademik hayatta varlıkları yoktur.”

BİLİM AKADEMİSİ:

“Şiddet, kin ve nefretin demokratik bir toplumda savunulması söz konusu olamaz. Şiddet övülmediği sürece eleştirel boyutta kalan açıklamalar ifade özgürlüğünden yararlanır.

Birbirimizi anlamamız imkansız hale geldi

TÜRKİYE’DE işveren, esnaf, işçi ve memurların tepe örgütleri olan ve yaklaşık 12 milyon üyeyi temsil eden 8 sivil toplum kuruluşu (TOBB, TZOB, TESK, TÜRK- İŞ, HAK- İŞ, MEMUR-SEN, KAMU- SEN TİSK) ortak açıklama yaptı:

“Son dönemde ülkemizin birlik ve beraberliğini zedeleme boyutuna ulaşan tabloyu büyük bir dikkat ve endişeyle takip ediyoruz. Terör olaylarından, artan can kayıplarından son derece rahatsızız. Bugün geldiğimiz noktada artık mesele, malesef Türkiye’nin sosyal yapısını tahrip eden, vatandaşlarımızın birbirlerini anlamalarını imkânsız hale getiren yeni bir boyuta vardı. Üniversitelerimizde çalışan akademisyenler, toplumun tüm kesimlerinin düşüncelerini ifade ederken birleştirici bir dil kullanmalı. Elbette hiçbir devlet teröre taviz veremez. Türkiye olarak terörün her türlüsüne karşı ortak bir tavır göstermeli, teröre karşı birlikte mücadele etmeliyiz. Birlik ve beraberliğimizi muhafaza edeceğiz, terörün sosyal yapımızı tahrip etmesine fırsat vermeyeceğiz.”

HER GÜN 60 KM YOL YAPIYORUM

Kemal Butakın
YENİ YÜZYIL GAZETESİ

Cengiz Hoca, Yeni Yüzyıl’a konuştu…

Fedakâr öğretmen Cengiz Sur, Yeni Yüzyıl’a konuştu. Ağır kış koşulları altındaki Muş’ta bir elinde kürekle yolları açan, kara bata çıka çocukları taşıyan Sur, her gün 60 kilometre yol yaparak okula gidiyor. Müthiş öğretmen “Önemli olan ben değilim, bu çocukların geleceği”diyor.

BAŞBAKAN Davutoğlu’nun tebrik ettiği öğretmen Cengiz Sur, Yeni Yüzyıl’a konuştu. Sur, hem Başbakan Davutoğlu hem de eşi Sare Davutoğlu ile konuştuğunu belirterek şunları söyledi: 

‘Zaten rüyamda görmüştüm’

“Sayın Başbakanımız ve eşi dün akşam beni arayarak fedakârlığımdan ve öğrencilerime olan sevgimden dolayı beni tebrik etti. Ben de aradıkları için kendilerine teşekkür ettim. Başbakanımıza, benim için idol bir öğretmen olduğunu söyledim.” “Hava şartları çok kötü olunca öğrencilerimi okula götürüp getirirken benim de fotoğraflarımı çekmişler. Ben Başbakanımızı rüyamda da görmüştüm. Rüyamda Başbakanımız beni arayıp fedakârlığımdan dolayı tebrik etmişti. Aynı anı bir de gerçek hayatta yaşadım. Bunu kendisine de söyledim ve çok şaşırdı.”

“Okul sözü aldım”

“Sayın Başbakanımız, ‘bir ihtiyacın var mı?’ diye sordu. Ben de okulumuzla ilgili sorunlar olduğunu ve öğrencilerin konteynır bir okulda öğrenim gördüğünü söyledim. Kendisi de en kısa zamanda köyümüze bir okul yaptıracaklarını söyledi. Bu güzel haberin ardından da kendisini ve Sayın Cumhurbaşkanımızı çok sevdiğimi söyledim. Kendisi de ‘siz değerli öğretmenleri seviyorum’ şeklinde cevap verdi.

‘Öğrenciler her şeyim’

Öğrencilerim derslerinden eksik kalmasın diye uğraşıyorum. Evim Muş’un merkezinde ve her gün 30 kilometre gidip 30 kilometre dönüyorum. 11 yıldır ücretli öğretmenim ama 60 kilometre yol kat etmemin tek nedeni görevime olan bağlılığım ve öğrencilerimin geleceğini düşünmem.

Başbakan kazazedelere müdahale etti

Başbakan Davutoğılu, Atatürk Havalimanı’na giderken D-100 karayolunda meydana gelen trafik kazasını görünce konvoyu durdurdu. Aracından inen Davutoğlu, hemen olaya müdahale etti. Yaralılara ilk müdahaleyi de Başbaşakan’ın doktorları yaptı.

 

 

 

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir