2016 İran için kritik bir yıl

Dr. Majid Rafizadeh/Al Arabiya (1 Ocak 2016)

2016 İran için hayati bir yıl olacak. Özellikle de nükleer anlaşmanın ekonomik sonuçları düşünüldüğünde. Nükleer anlaşmanın yılın ilk aylarında uygulanmaya başlamasıyla birlikte İran ciddi bir rahatlama yaşayacak. Ülkenin küresel meşruiyeti artacak ve yabancı şirketler İran’da iş yapma şansını yakalayacak. İran uluslararası topluma yeniden entegre olacak. Bu da başta petrol ve doğalgaz olmak üzere küresel piyasaları etkileyecek. Tahran günlük petrol ihracatını 1 milyon varile yükseltmeyi planlıyor. 2016 bütçesinde de petrolün varil fiyatı 35-40 dolar olarak öngörülüyor

Ekonomik fırsatlar

Nükleer anlaşmanın daha esaslı bir getirisi ise Amerika Birleşik Devletleri’nin, İran’la iş yapan üçüncü taraflara koyduğu yasakları kaldırması olacak. Nitekim Avrupalı yatırımcılar ve iş insanları, Ortadoğu’nun en kalabalık ikinci nüfusuna sahip olan, ayrıca dünyanın en büyük ikinci doğalgaz ve en büyük dördüncü petrol rezervlerini barındıran bu ülkeye gözünü dikmiş durumda.

Avrupalı şirketlerin gerisinde kalmak istemeyen ABD firmaları ise ya İran’da iş yapabilmelerine imkân sağlayacak ruhsatı alabilmek için Dışişleri Bakanlığı’na baskı yapacak ya da üçüncü ülkelerdeki iştirakleri üzerinden fırsat kovalayacaklar.

Örneğin Apple’nin ürünleri çoktan İran’a girmiş vaziyette. Ekonomik yaptırımlardan kurtulacakları için Tahran yönetimi yabancı yatırımcı ve iş adamlarını ülkeye çekebilmek için var güçleriyle bastıracaktır. Gelgelelim küreselleşmeden, Batı kültürünün yayılmasından ve ekonomik tekellerini kaybetmekten korkan İran’ın ruhani lideri Ali Hamaney ile Devrim Muhafızları büyük ihtimalle ülkelerinin küresel sisteme tam gaz entegre olmasının önüne taş koyacaklardır.

İran ve ABD İlişkileri

İran ile Amerika arasındaki diplomatik ilişkiler sürecek ve hatta muhtemelen artacak. Yalnız bu, iki ülkenin Irak ve Suriye’deki çıkarlarının çakışması sayesinde taktik ve ekonomik işbirliğine paralel olarak yürüyecektir. Yine de, özellikle iç politika kaygıları ve İsrail konusundaki farklı duruşları yüzünden, hiç kimse tam bir normalleşme beklememeli.

Washington nükleer anlaşmada öngörüldüğü gibi, muhtemelen önümüzdeki günlerde yaptırımları kaldıracak. Avrupalı şirketlerin daha hızlı hareket etme avantajı karşısında nükleer anlaşmadan en çok zarar görenin ABD firmaları olacağı söylenebilir. Fakat ABD Dışişleri Bakanlığı bu durumu göz önünde bulundurarak muhtemelen ABD’li şirketlere İran’da iş yapma ruhsatı vermeye başlayacaktır. Hatta şimdiden 190’ın üzerinde şirket ya da kuruma muafiyet sağlanmış durumda.

2016 yılında İran ekonomisinin daha müreffeh bir tablo çizeceği yönünde bir beklenti var. Ne var ki yolsuzluklar, işlemeyen bankacılık sistemi ve işçi haklarının korumasız olması yüzünden ülke ekonomisindeki potansiyel yine tam olarak devreye sokulamayacaktır.

Burada asıl soru şu: Tahran nükleer anlaşma sayesinde yeni kalemlerle ülkeye girecek parayı ekonomiyi canlandırmak için mi harcayacak yoksa askeri yatırımlara mı ayıracak? İran’ın Suriye rejimini ayakta tutma, Irak’taki nüfuzunu koruma ve Yemen’deki Husi isyancılarını destekleme gayretlerini hesaba katacak olursak, Devrim Muhafızları’nın üst düzey isimlerinin, ülkeye girecek yeni paranın önemli bir kısmının orduya tahsis edilmesi için Hamaney’i ve parlamentoyu ikna edeceklerini düşünebiliriz.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, bir sonraki seçimde koltuğunu koruyabilmek için, bu parayı istihdam yaratma amacıyla kullanmak isteyecektir. Ne var ki, ekonomideki kötü yönetim ve devlet genelindeki yolsuzluklar yüzünden işsizlik ve enflasyon yüksek kalmaya devam edecek ve muhtemelen İran halkı yaptırımların kaldırılmasının meyvelerini hemen göremeyecek. Askeri anlamda Tahran bölgeye daha fazla müdahil olacaktır. Suriye ve Irak’ta IŞİD’in ve diğer grupların yükselişinden yola çıkarak bölgedeki çıkarlarını korumak adına Kudüs Gücü’nü daha fazla devreye sokacaktır.

Esad gözden çıkarılabilir

Tahran, Suriye rejimini iktidarda tutabilmek için milyarlarca dolar akıttığı için, Şam’daki bir geçici yönetim süreci bağlamında Devlet Başkanı Beşar el Esad’ı bile gözden çıkarabilir. Ancak öyle bir durumda da Suriye’de devlet aygıtını bırakmayacaktır.

Ülke içi siyasete gelince, şahin kanat reform girişimlerini katı biçimde kontrollerinde tutacak ve her türlü muhalefet bastırılacaktır. Şahinlerin yargı sistemi üzerindeki denetimi süreceği için insan hakları ve sosyal adalet çerçevesindeki girişimler muhtemelen akim kalacaktır.


Etiket


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir