ABD ile İran’ın yeni rehine diplomasisi

Hamid Dabashi
AL JAZEERA

AJANSLARIN geçtiği haberlere göre İran, “ABD’li yetkililerin de Basra Körfezi’nde İran karasularına sürüklendiğini belirttiği” iki küçük devriye botunda bulunan 10 ABD’li denizciyi gözaltına aldı. Rehineler ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın devreye girmesiyle 19 saat sonra serbest kaldı. Haberlerde şu ayrıntılar da var: “Öyle görünüyor ki mekanik sorunlar yaşayan botlar İran’ın Farsi Adası’na çekildi… İran’ın Fars Haber Ajansı, denizcilerin İran karasularında ‘etrafı gözetlediklerini’ iddia etti. Ajansa göre dokuz erkek ve bir kadından oluşan ABD’li denizciler İran Devrim Muhafızları tarafından gözaltına alındı.” Bazen sıradan gibi görünen bazı olaylar birdenbire çok kötü sonuçlar doğurabilecek tehlikeli bir soğukluğa evrilebilir. İşte bu da o klasik olaylardan biri. Fakat burada önemli bir fark var. Aynı haber kaynaklarına göre, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry İranlı mevkidaşı Cevad Zarif’i bizzat aradı ve bu olayı görüştü.

NÜKLEER UZLAŞMANIN FAYDASI

Bu fark, geçen yıl Temmuz ayında İran’la yapılan nükleer anlaşmanın en önemli ikincil faydalarından biri: ABD ile İran arasında Kerry ve Zarif üzerinden kişisel bir temas noktası oluştu ve bu, bir kazanın felaketle sonuçlanmasını önleyebilir. Bu tür doğrudan iletişim kanalları açık olduğunda, birbiriyle çelişen açıklamaların – ki bir taraf “mekanik sorunlardan,” diğer taraf ise “gözetlemekten/ casusluktan” söz ediyor – hangisinin doğru olduğu önem kazanıyor. Associated Press haber ajansına konuşan Pentagon Sözcüsü Peter Cook’a göre, olayın ajanslara düşmesinden ve Kerry-Zarif görüşmesinden birkaç saat sonra Tahran, botların ve mürettebatın “bir an önce bırakılacağını” ABD tarafına iletti. Ajanslara göre, “Olayın ardından ABD Dışişleri Bakanı John Kerry meseleyi ele almak için hemen İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’i aradı.” Associated Press’e konuşan, adını vermek istemeyen bir yetkili şunları söyledi: “Kerry bu konuyu çözmek için özellikle kişisel temas çerçevesinde Zarif’le görüştü. Çünkü nükleer anlaşma için üç yıl boyunca sürdürülen müzakereler sırasında Kerry ile Zarif arasında kişisel bir ilişki gelişmiş durumda.” Bu seçim yılında hem ABD hem de İran’da ABD Başkanı Barack Obama ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yönetimleri büyük baskı altında bulunuyorlar. Baskıyı yapanlar ise her iki tarafta da kendi çıkarları için ellerindeki tüm imkanları kullanarak nükleer anlaşmayı bozmaları gerektiğini düşünen savaş kışkırtıcıları.

 

SERİNKANLI YAKLAŞIM

Gerek ABD’deki gerekse de İran’daki savaş sever politikacılar, özellikle de bölgesel güçlerin sürekli ayrıştırıcı bir rol oynadığı zamanlarda, bu türden kazaları kolayca tehlikeli boyutlara tırmandırabilirler. Bugün Kerry ile Zarif arasında gördüğümüz kişisel temaslar, özel ilişkiler ve serinkanlı diplomasi olayların tehlikeli boyutlara evrilmesinin önüne geçecek kilit faktörlerdir. Fakat burada insanın aklına şu soru geliyor: Eğer her biri dünyanın öbür ucunda yer alan iki tarihsel düşman arasında bu türlü kişisel ilişkiler geliştirilebiliyorsa, birbirlerinin neredeyse kapı komşusu olan iki Müslüman kardeş olan İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanları neden bunu yapamasın? Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalara göre, “eğer dünya karbon salınımını düşürmeyi başaramazsa Abu Dabi, Dubai, Doha ve İran sahilindeki petrol bölgelerinde hava sıcaklığı ve nem, yeryüzünün hiç görmediği derecelere çıkacak.”

*HAMID DABASHI KİMDİR?

New York Columbia Üniversitesi İran Çalışmaları Hagop Kevorkian ve Karşılaştırmalı Edebiyat kürsülerinde dersler veriyor.

Mevlânâ Celaleddin ne demişti?

BÜYÜK (Mevlânâ Celâleddin) Rumî bir şiirinde şöyle diyor: “Nice Hindu ve Türk vardır ki aynı dili konuşur, Nice Türk de vardır ki birbirini anlamaz.” ABD botlarının bu olaya sebebiyet verdiği o dingin, güzel ve zengin sular, Arapların, İranlıların, Hintlilerin, Afrikalıların ve dünyanın dört bir yanından sayısız başka ulusların ortak yaşam alanı. Bu bölgedeki çevre felaketi tehdidi, Körfez’in her iki yakasındaki güç tüccarlarının siyasal kibirlerinin hayal edemeyeceği kadar ciddi.

Suriye’de Rusya’yla ittifak çaresizlik mi?

David Ignatius
WASHINGTON POST

Obama yönetimi Moskova’nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a verdiği desteğe karşı olmasına rağmen Rusya, bu ülkede ABD’nin esaslı bir diplomasi ve güvenlik ortağı haline geliyor.

MOSKOVA ve Washington, trafiğin çok yoğun olduğu ve kazaların felakete sebebiyet verebileceği Suriye hava sahasında nazik bir “sürtüşmeyi önleme” süreci geliştirmiş durumda. ABD yönetimi, Rusya’yla çalışmayı ehvenişer olarak görüyor. Özellikle de Ukrayna’daki faaliyetlerinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaşamanın ne kadar zor olduğunu gören bir yönetim iş Suriye’ye gelince onsuz yaşayamayacağı kanaatine varıyor. Washington, bu bataklıktan çıkmanın başka yolu olmadığı sonucuna varan Putin’in, Amerika’nın ateşkes sağlanması yönündeki çabalarına destek vereceğini umuyor.

‘NİYETLERDEN ŞÜPHELİYİZ’

ABD’li üst düzey bir yetkili şunları söylüyor: “Evet doğru, Rusya’nın Suriye’deki niyet ve menfaatlerinden hâlâ şüpheliyiz. Ancak aynı zamanda ülkedeki çatışmaya herhangi bir siyasal çözüm bulunmasına ciddi katkı sağlayacaklarına da inanıyoruz. Şu ana kadarki temaslarımız da bunu doğruluyor.” Bu arada bu hafta Putin, ABD’nin Esad’ın eninde sonunda gitmesi gerektiği yolundaki politikasına doğru açık bir adım atmış görünüyor. Alman Bild gazetesinin Salı günkü sayısında yayınlanan röportajında Putin, Esad’a sığınma hakkı verebileceklerini ima ediyordu. Putin’e göre, ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı çalışanı Edward Snowden’e sığınma hakkı vermek “Sayın Esad’a iltica hakkı tanımaktan çok daha zordu.” Rus lider ayrıca Esad’ın “Suriye çatışması boyunca birçok hata yaptığını” da söyledi. ABD yönetiminden başka bir yetkili, Beyaz Saray’ın, Putin’in Esad’a sığınma hakkı verilebileceği yönündeki sözlerini “çok ciddiye aldığını” belirtiyor. ABD’li yetkiliye göre, “Putin nerede durduğu konusunda sinyal gönderiyor” ve bu da Rus yetkililerin özel konuşmalarda ABD’lilere söyledikleriyle örtüşüyor. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Rus mevkidaşı Sergey Lavrov arasında Pazartesi günü yapılan telefon görüşmesinde konu yine Suriye’ydi. Birleşmiş Milletler sponsorluğunda 25 Ocak’ta Cenevre’de düzenlenecek ve ortak bir muhalif cephenin kurulmasının görüşüleceği toplantının hazırlıkları ele alındı.

İRAN-RİYAD BULUŞMASI

Kerry ile Lavrov muhtemelen gelecek hafta Avrupa’da bir araya gelecek ve İran ile Suudi Arabistan’ın bir araya getirilmesi de dahil olmak üzere Suriye müzakerelerinin ayrıntılarını görüşecekler. Rusya ile Amerika arasındaki temas kanallarından biri de CIA Direktörü John Brennan üzerinden yürütülüyor. Brennan’ın görüşmelerinde ele alınan konular arasında her iki ülkeyi de tehdit eden İslam Devleti ve Kasım ayında Türkiye tarafından bir Rus uçağının düşürülmesi gibi krizler yer alıyor.

 

ARABULUCU ÜRDÜN KRALI

Brennan, Kasım ayında Center for Strategic and International Studies’de katıldığı bir toplantıda terörizmle mücadeleye ilişkin görüşmelerini anlatmıştı: “Elimizdeki bilgileri paylaşıyoruz karşılıklı. Kanımca bunun daha da ileri götürülmesi gerekiyor. Fakat ben kendi adıma Rus mevkidaşlarımla çalışmayı sürdürmeye kararlıyım.” Rusya ile Amerika arasındaki işbirliğinin gelişmesine katkıda bulunan önemli aktörlerden biri de Ürdün Kralı Abdullah. ABD’li yetkililere göre Kral Abdullah Putin’le özel bir ilişkisi geliştirmiş durumda ve yakın bir zamanda İslam Devleti’ne karşı Rusya’yla askeri faaliyetler konusunda eşgüdüm sağlayabileceğini düşünüyor. Zaten halihazırda Ürdün’de Ürdün ve Rusya askerlerinin bir arada çalıştığı bir askeri eşgüdüm merkezi mevcut. Ürdünlüler, bu merkez sayesinde Suriye’nin güneyinde isyancılarla Esad rejimi arasında bir ateşkes sağlanabileceğine ve İslam Devleti’ne karşı da (kuzeyde) eşgüdümlü bir taarruzun gerçekleştirilebileceğine inanıyorlar.

ÖZEL İLETİŞİM FREKANSI

SURIYE hava sahasındaki yoğun trafik özel bir meydan okuma yaratıyor. Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı Sözcüsü Yarbay Kristi Beckman, ABD ile Rusya arasında geliştirilen bir mutabakat zaptına göre, “iki ülkenin hava kuvvetleri arasında özel iletişim frekanslarının kullanılacağını ve karada da bir iletişim hattı kurulacağını” belirtiyor. Beckman, ABD ve Rus pilotlarının “güvenli mesafelerde” faaliyet yürüttüklerini ve yakınlarda Suriye uçaklarının bulunması durumunda ise “ABD uçaklarının hava sahası açılana kadar onları uzaklaştırdığını” söylüyor. ABD Başkanı Barack Obama için Putin’le iş yapmak gerçekçi bir dış politikanın ya da çaresizliğin sonucu olabilir. Bu, sizin meseleye nereden baktığınıza bağlı. Bazılarına göre ise Suriye söz konusu olduğunda bu ikisi çakışıyor.

DAVID IGNATIUS KİMDİR?

ABD’li tanınmış gazeteci. WP gazetesinde yazan Ignatius, 2010 başında İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e sert biçimde “one minute” deyip salon terk ettiği toplantının moderatörüydü.


Etiket


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir