Modern cihatçı hareketler 1979’da başladı

Andrew PEEK/ New York Daily News (20 Aralık 2015)

SAN Bernardino ve Paris saldırganlarını motive eden radikal ideoloji, Müslüman toplumunun daimi, organik niteliklerinden biri değil. Öyle olsaydı on yıllar, hatta yüzyıllardır ‘İslami terör’ ile cebelleşiyor olurduk. Her nerede Müslüman bir topluluk yaşıyorsa orada cihatçı şiddet olurdu. Ama öyle olmadı. 

Bugün radikal terörizm olarak bildiğimiz olgunun köklerinin dayandığı bir yıl var: 1979. Şubat ayında patlak veren İran Devrimi bir anda siyasal İslamın gücünün simgesi haline geliverdi. İranlı devrimciler ABD’nin yakın müttefiklerinden, tam anlamıyla bir diktatör olan ve 2500 yıl geriye dayanan bir monarşik geleneğin varisini tahttan indirdiler.

Ve bunu, göründüğü kadarıyla belli bir inançla yaptılar. Devrimci lider Ayetullah Humeyni, her ne kadar Farısi ve Şii olsa da diktatörlüğün şu ya da bu formunun ataleti altında ezilen Araplar için ilham kaynağı oldu.

İkinci hadise 1979 yılında, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesiyle vuku buldu. Tacik ve Peştun ayaktakımından oluşan isyancı grupların kudretli Sovyet ordusuna güçlü şekilde karşı koymaları, tıpkı iran Devrimi gibi diğer bir güçlü sembol haline geldi.

ABD FİNANSE ETTİ

Çok geçmeden, çoğunluğu Araplardan oluşan binlerce yabancı savaşçı Afganistan’a akın ederek terörizmi ve gerilla savaşı yürütmeyi öğrendi.

Birleşik Devletler, Pakistan ve Suudi Arabistan’lı mücahitleri silah ve para yardımına boğdular ama Müslüman dünya bundan haberdar olmadı.

Müslüman dünyanın gördüğü şey, her iki büyük gücün de inançlı sıradan insanlar tarafından nasıl küçük düşürülebildiği oldu. İran ve Afganistan, yangını başlatan kıvılcımlar olsa da cihatçılığın yükselişini sağlayan üçüncü bir unsur vardı:

Suudi parası. Suudi Arabistan 11 Eylül’den sonra, parayı terörle bağlantılı grupların paraya erişimini engellemek amacıyla dini fon programlarında ciddi bir kesintiye gitti. Buna rağmen şiddet yanlısı olmayan Vahhabi örgütlenmeler dahi hâlâ radikalizmin yeşerdiği verimli alanlar olmaya devam etti.

11 Eylül 2001’de uçak kaçıran 19 korsandan 15’inin Suudi Arabistanlı olması ve Krallığın IŞİD’e en çok eleman kazandıran ülkelerin başında gelmesi tesadüf değil.

Bu hadiseler 1980’lerin başından itibaren radikal İslam’ın kabarmasına yol açtı. Hizbullah 1982’de Hamas 1988’de Afganistan’daki mücahit grupları müteakip on yıl boyunca ve el-Kaide 1996’da ortaya çıktı.

bAncak bu örgütlerin başlangıç noktası 1979’daki İran Devrimi oldu. Bu da demek oluyor ki, bu sorunu çözmek için 1979’daki köklerinin, yani semboller ve paranın yeşerdiği yerden sökülüp atılması gerekiyor.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir