Müslümanlar önce kendini sorgulamalı

Yasmine Bahrani Washington Post (30 Aralık 2015

PARIS’in kan gölüne dönmesinin, ABD’nin San Bernardino ve Mali’nin Bamako kentindeki saldırıların, ya da daha önce veya sonra bir yerlerde işlenen cinayetlerin ardından insanlar, bütün bu şiddetin nereden kaynaklandığını anlamaya çalışıyor. Ama çaresizce.

Bu, sadece birçoklarının İslam’ın kendisini suçladığı Batı için değil, aynı zamanda Ortadoğu için de geçerli.

Son saldırılar çerçevesinde olağan şüphelilerin sayısı epey fazla. Birçok Arap ve Müslüman yazara göre, suçlu İran ve İsrail. Bazıları da Batı’nın Ortadoğu ve İslam dünyasında uyguladığı politikaları işaret ediyor. Elbette medyadaki bazı seslere göre biz Araplar bir yerlerde pişirilen komploların kurbanıyız. Bu arada özeleştiri yapanlar da var tabii.

İslamcılığa karşı mücadele Gerçi etkileri hala sınırlı olsa da birkaç gazeteci bu yöndeki görüşlerini yüksek sesle dile getiriyor. Iraklı yazar Adnan Hüseyin, Arapça yayın yapan Al-Mada gazetesindeki yazısında şunu öneriyor:

“Eğitim sistemini baştan aşağı gözden geçirmeliyiz.”

13 Kasım’daki Paris saldırılarından yalnızca iki gün sonra yayınlanan yazısında, ilkokuldan üniversitelere kadar gençlere İslam’ın sadece büyük bir din olmadığının aynı zamanda diğer dinlerden iyi olduğunun ve bizim gibi olmayanların cehenneme gideceğinin öğretildiğini belirtiyor. Hüseyin’e göre, bunun sonucunda da “kafa kesmeyi kışkırtan, kan döken, ganimetçilik ve tecavüzü körükleyen vahşi bir inanç” ortaya çıkıyor.

Gerçek İslam’a gelince, diyor Hüseyin, “Onun hayatımızda yeri yok, ya da en iyi ihtimalle kimsenin duyamayacağı kadar kısık bir sesi olan ve zaten neredeyse kimsenin de duymadığı bir şey.”

Al-Hayat gazetesinin editörü, Lübnanlı yazar Ghassan Charbel ise aynı gün yayınlanan yazısında, Arapların ve Müslümanların kurtuluşunun İslamcılığa karşı mücadeleye katılmaktan geçtiğini belirtiyor.

Charbel, nefret platformlarının susturulması ve Ortadoğu’nun toplumsal çerçevede “derin bir sorgulamadan” geçmesi gerektiğini savunuyor.

“Üniversitelerin, okulların, camilerin, televizyonların ve internet sitelerinin önemli platformlarının” bir avuç yıkıcı ideoloğun kontrolünde olduğunu kaydederek buna son verilmesi için çağrı yapıyor:

“Bugün Arap ve İslam dünyasını tehdit eden şey, bir zamanlar Avrupa’yı tehdit eden nazizmden daha az tehlikeli değil.”

Bu yazarlar, şiddet konusunda kendi sorumluluklarını yerine getirebilmek için Ortadoğuluları toplumsal ve kurumsal alanlarda geniş çaplı bir sorgulamaya çağırıyorlar.

Ancak bu tutum sadece seçkin gazetecilerle sınırlı kalmıyor. Dubai Amerikan Üniversitesi’ndeki kendi öğrencilerimin birçoğu da aynı görüşte.

Kasım ayında İngiliz Guardian gazetesinde çıkan bir yazıda, uyguladıkları hantal politikalarla İngiltere’nin göçmenleri yabancılaştırdığı, Fransa’nın ise asimile ettiği kaydediliyordu. Makalenin yazarı Kenan Malik, bu şekilde Fransız ve İngiliz politikalarının, İslamcılığın, tecrit edilmiş Müslüman topluluklara girmesi için kapı açtığını savunuyordu. Öğrencilerime bu konuda ne düşündüklerini sordum.

Öğrencilerimin neredeyse tamamı bu sava karşı çıktı. Tecrit edilsinler ya da edilmesinler, kendi eylemlerinden göçmenlerin sorumlu olduğunu belirttiler.

Hiç kuşkusuz bu öğrencilerin birçoğu aşırıcı Müslümanların terörize ettiği ülkelerden kaçmış ailelerden geliyordu ve aşırıcılara karşı herhangi bir sempatileri yoktu.

Ne var ki Avrupa’da gelişen İslamcılık konusunda Batılı çokkültürcülüğü suçlamıyorlardı. “Bu aptalca” diye omuz silkti Suriyeli bir kız.

Müslümanları bezdiren soru O zaman şunu sordum: “Peki neden Müslümanlar Londra, Paris ve New York sokaklarına dökülüp İslam Devleti’ni açıkça kınamıyorlar?” Bunun sebebinin, ana akım Müslümanların aşırıcıların gazabından korkmaları olduğunu söylediler.

Suudi bir öğrenci, kesinlikle böyle bir sorumluluğumuzun olmadığını söyledi: “Eğer (Batılı) biri İslam’ın ne olduğunu ya da ne olmadığını öğrenmek istiyorsa pekâlâ Google’a bakabilir.” Mısırlı bir öğrencim ise bu soruya öfkelendi:

“Müslümanların teröristleri yeterince kınamadığını bir daha duyarsam…” Bu türden eleştiriler birçok Müslümanı bezdirmiş durumda.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir