Tehlikeli mezhepcilik oyunu

Toby Craig Jones
NEW YORK TIMES

SUUDI Arabistan liderleri Cumartesi günü Şii din adamı ve rejim muhalifi Şeyh Nemr en-Nemr’i idam ederken bunun ezeli rakipleri İran üzerinde nasıl bir etki yaratacağını biliyorlardı. Hatta belki de Riyad’daki kraliyet sarayı bu hesabı yapıyordu. Nihayetinde de istediklerini elde ettiler. Ne var ki ikili ilişkilerdeki kötüleşme beklenenden de hızlı bir seyir izliyor. Tahran’da sokağa dökülen protestocular Suudi Arabistan Büyükelçiliği’ni ateşe verdi. Buna karşılık ise Suudi Arabistan İran’la diplomatik ilişkilerini kestiğini ilan etti. Önümüzdeki günlerde daha ciddi şeyler – hatta belki de savaş bile – görebiliriz. Suudi Arabistan şu anda böyle bir durumun ortaya çıkmasını neden istemiş olabilir? Çünkü krallık baskı altında: Ekonomisinin neredeyse tek dayanağını teşkil eden petrolün fiyatı baş aşağı gidiyor; İran-ABD ilişkilerindeki yakınlaşma, Riyad’ın bölge siyasetindeki özel yerini tehdit ediyor; ve Suudi ordusu Yemen’deki savaşta başarısızlıkla karşı karşıya. Bu açıdan bakıldığında İran’la yaşanan sıkıntı Suudi Arabistan için sorundan ziyade, fırsat gibi duruyor. Riyad’daki kraliyet, büyük ihtimalle, bu sayede içerideki muhalif sesleri susturacağını, Sünni çoğunluğun desteğini pekiştireceğini ve bölgedeki müttefiklerini yanına çekeceğini düşünüyor. Kısa vadede haklı olabilirler. Ne var ki mehzepçiliğin körüklenmesi uzun vadede olsa olsa aşırıcı grupları güçlendirecek ve zaten patlamak üzere olan bölgeyi iyice istikrarsızlığa sürükleyecektir.

MEYDAN OKUMALAR

Son on yıldır Suudi liderler ne zaman bir günah keçisi arasalar hemen İran’ı ve Şiileri işaret ediyorlar. Aslında İran ve Şii karşıtı duygular krallıktaki dinsel aşırıcılar arasında uzun zamandır hakim. Fakat bugün bu duygular Suudi Arabistan’ın ulusal kimliğinin merkezine oturmuş durumda. Bu gelişme hem ülke nüfusunun yüzde 10-15’ini oluşturan Şiiler hem de bütün bir Ortadoğu için tehlike arz ediyor. Hiç kuşkusuz Şiiler Suudi Arabistan’da ilk kez ateş altında kalmıyor. Suud iktidarında mezhepçiliğin tarihi 20’nci yüzyılın başlarına kadar gidiyor. Fakat yakın bir zamana kadar kraliyet liderleri, mezhepçiliğin tehlikelerini minimize etmeye çalışarak bir şekilde bir denge yaratabilmişlerdi. Ne zaman ki 2003’te Irak’ın işgaliyle birlikte Ortadoğu’nun dört bir yanında yeni bir Sünni- Şii gerilim dalgası oluştu işte o zaman Riyad bu denge politikasından uzaklaşmaya başladı. 2011 yılında Arap dünyasındaki halk ayaklanmaları patladığında ise Suud yönetimi mezhepçiliğe dört elle sarıldı. Komşu ülke Bahreyn’de çoğunluğu oluşturan Şiiler, Sünni egemenliğindeki monarşiye karşı ayaklandılar. Diğer yandan Suudi Arabistan’daki Şii azınlık da siyasal reform talebiyle sokaklara döküldü. İran’ı ve Şiileri korkunç bir tehdit olarak gösteren Suud liderleri, içerideki protestolardan tutun da Yemen’deki askeri müdahaleye dek her şeyi mezhepçi çerçevede tanımlıyor. Böyle olunca da sadece bir azınlık grubunu şeytanlaştırmakla kalmıyor aynı zamanda siyasal reform ve gösteri çağrılarını da bu gerekçelerle bastırmaya çalışıyor. Şeyh Nemr’in Suud hanedanına meydan okuması yeni değil. Fakat idam edilmesine neden olan şey 2011 sonrasındaki eylemleri. Ülkede Şiilere karşı yürütülen ayrımcılığa vaazlarıyla meydan okuyan Şeyh Nemr, Suud polisi tarafından takip edilerek Temmuz 2012’de tutuklandı. Onu tutuklayan polis memuru Şeyh Nemr’in kendilerine ateş açtığını iddia etti. Resmi değerlendirmelere bakacak olursak Şeyh Nemr isyanı kışkırtmak ve diğer suçlardan dolayı idam edildi. Fakat muhtemelen idam edilmesinin nedeni iktidarı eleştirmesiydi. Şeyh Nemr bir liberal değildi belki ama Suud ailesinin en çok korktuğu ve hiç hoş karşılamadığı türden eleştiriler yöneltiyordu.

Suudi Arabistan’ın Şeyh Nemr’i idam etmesinin nedeni muhalefeti bastırmak, Sünnileri kraliyet etrafında toplamak…

REFORMLAR ERTELENDİ

Öyle ya da böyle, kraliyetin içerideki destekçilerine ve aynı zamanda müstakbel muhaliflere verilen mesaj düşünüldüğünde Şeyh Nemr’in idamı daha da önem kazanıyor. Son on yılda ortaya çıkan Şii karşıtı duygular yalnızca Şii azınlığın daha fazla siyasal hak taleplerinin bastırılmasına kullanılmadı. Riyad yönetimi Şii toplumdan kaynaklanan demokrasi çağrılarını bastırırken aynı zamanda genel reform taleplerini de gayri İslami olduğu gerekçesiyle püskürttü. Bu süreçte Şiilerle işbirliği yapan birçok reformcu Sünni de durduruldu.

Nasıl bir tehlike görünüyor?

SUUDI Arabistan’ın bir süredir uyguladığı mezhepçi ve İran karşıtı politikalarında – ki Şeyh Nemr’in idamı bunun sadece bir parçası – şöyle bir tehlike var: Bu politikalar kontrolden çıkabilir. Suriye’de, Irak’ta ve daha birçok yerde görüldüğü gibi, mezhepçi düşmanlık, artık Suud liderlerinin ellerinde tutamayacakları kadar büyük bir canavara dönüştü. Bu, bizzat Suudi Arabistan’da da kanıtlanan bir şey: Geçen yıl İslam Devleti’yle bağı olan teröristler Şii camilerine yönelik birçok intihar saldırısı gerçekleştirdi. Ne var ki esas sorun, sadece, Suudi yetkililerinin şiddete dayanan bir mezhepçilikle yaşama iradesi değil. Bir de onların artık bu mezhepçiliğe minnettar duruma gelmeleri söz konusu. Kraliyet liderlerinin mezhepçiliğe bu denli pervasızca sarılmaları, pek de başka çarelerinin kalmadığını gösteriyor. Bu ürkütücü, fakat aynı zamanda da Suudi Arabistan’ın Ortadoğu için bir istikrar faktörü olduğuna inananların gözünü açması gereken bir şey. Çünkü Suudi Arabistan bölge için bir istikrar unsuru değil.

TOBY C. JONES KİMDİR?

Toby Craig Jones ABD’deki Rutger Üniversitesi’nde karşılaştırmalı tarih profesörü. Uzmanlık alanı Ortadoğu ve İslam ülkeleri. Princeton’da dersler veren profesör Jones, ABD’nin önemli gazeteleriyle The Atlantic ve The National Intereset gibi dergilerine de sürekli yazılar veriyor.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir