Türkiye Rusya’yla zıtlaştıkça ufukta 3. Dünya Savaşı beliriyor

Rus jetinin Türk F-16’ları tarafından Suriye üzerinde düşürülmesinin hemen ardından uzmanların çoğu, Moskova’nın hadiseyle ilgili gerilimi tırmandırmayacağından neredeyse emin gibi konuşuyorlardı. Bunu dayandırdıkları nedenler basitti. Türkiye, Ukrayna krizinden sonra ülkeye uygulanan yaptırımlara katılmadı. Rusya Türkiye’den hatırı sayılır miktarda ithalat yapıyordu ve aralarındaki ticaret yükselişteydi. Ukrayna üzerinden Avrupa’ya olan transit gaz akışının kesilmemesi için Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiye Rus turistler için bir numaralı turizm destinasyonuydu ve iki ülke ekonomi, sanayi ve enerji alanlarında birçok projeye sahip. Oysa bu yorumcuların analizlerinde gözden kaçırdığı bir husus vardı. O da Rusya’nın bir süredir rasyonel davranmayı artık bıraktığı.

İLİŞKİLERİN BOZULMASI

Rusya ile Türkiye, Suriye’deki duruma ve Beşar Esad’ın geleceğine dair fikir ayrılıklarına rağmen iki yıldır iyi ilişkiler içerisindeydiler. İlişkilerdeki bozulmanın ilk işaretleri, Rusya’nın Suriye’de hava saldırıları başlatmasından sonra geldi. Jetin düşürülmesinden dört gün önce, Ankara operasyonların derhal durdurulmasını istedi ve Rusya’nın uyarılarını göz ardı etmesi halinde bunun ciddi sonuçları olacağı tehdidinde bulundu. Türklerin “sırttan bıçaklamaları” ilişkilerdeki bozulmanın zirve yaptığı bir anda, Su-24’ün düşürülmesi şeklinde oldu. Artık kırmızı çizgi aşılmıştı. O andan itibaren iki ülke arasındaki ilişkiler geriledi ve tüm dünyayı oldukça tehlikeli bir yola soktu

EKONOMİK ÇIKARLAR

Politika uzmanlarının, politikacıların ve dünya liderlerinin Rusya’nın ekonomik çıkarları hatırına jetinin düşürülmesini ve pilotunun ölümünü affetmesini beklemeleri bir hataydı. Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlar sonucunda uğradığı büyük kayıpların ardından, Rusya uluslararası sahnede çok riskli bir oyun başlattı. Rus liderler için şimdilik asıl mesele ülkenin güçlü, mağrur ve ödün vermez imajını savunmak. Haklılıklarını ve ulusal çıkarlarını savunmak pahasına uğrayacakları kayıplara göğüs germeye hazırlar. Her ülkenin bunu göze alamaması aslında büyük bir lüks. Rusya, Türkiye’yi cezalandırmaya yönelik bazı adımlar attı. Türkiye’ye olan dış turizmi etkin biçimde yasakladı ki bunun Türkiye’ye yıllık maliyeti milyar dolarları bulacak. Karşılıklı kazanç getirecek bir dolu proje iptal edilecek. 1 Ocak’tan itibaren Rus şirketlerinin Türk işçi alması yasaklanacak. Kültürel olanlar dahil, birçok Türk organizasyonun ya kapatılması ya da faaliyetlerinin Rus otoritelerce büyük ölçüde kısıtlanması süreci başladı bile. Rusya’nın Türklerin provokasyonuna verdiği tepkiden ilk etkilenen kültü rel bağlar oldu. Alınan tedbirlerin çoğu Rus ekonomisine ve çıkarlarına önemli ölçüde zarar verdi. Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçen Rus gemilerine zorluk çıkarma hamlesi Rusya’nın hiç çıkarına olmadı.

IŞİD’LE MÜCADELE

Bir dolu başka suçlamanın yanında, Rusya Türkiye’yi IŞİD’e karşı savaşta oyunu kuralına göre oynamamakla suçluyor. Suçlamaların resmi ağızlardan yapılmasının ardından, dünyanın önde gelen haber ajanslarından gazeteciler–The Guardian, Financial Times ve New York Times dahil- suçlamaların asılsız olmadığı görüşündeler. Türkiye’nin cihatçılar için bir merkez ve dünyanın dört bir tarafından IŞİD’e katılımlar için bir kapı vazifesi gördüğü dünyaca kabul edilen bir durum. Türkiye’ye yapılan güney sınırını kapatma çağrısı, Moskova’nın suçlamalarına rağmen, Ankara’dan henüz duyulmuş değil.

DİKKATİ BAŞKA YÖNE ÇEKİYOR

Türkiye ise, sanki gözdağını veren Rusya’ymış gibi, dikkati kendini savunma hakkı gibi başka konulara kaydırmayı tercih ediyor. Buna rağmen, Rusya’nın daha kapsamlı bir inceleme yapılması çağrısı da duyulmuyor. Hatta Avrupa Birliği geçtiğimiz haftanın başında, Türk vatandaşlarına Avrupa’ya vizesiz giriş vaadinde bulundu. Batı, bu durum karşısında ilkeli duruşu göze alamaz, çünkü askeri üsler ve havaalanları Türkiye’nin IŞİD meselesindeki ilişkilerinin kanıtlanmasından çok daha önemli. Ne var ki, gerilim çok daha fazla tırmanabilir ve yalnızca IŞİD’e karşı uluslararası mücadeleyi değil, aynı zamanda küresel barışı ve istikrarı tehdit eder hale gelebilir. Rusya’nın ileri S-400 hava savunma sistemini Suriye’ye konuşlandırması ve Türk denizaltılarının Rus kruvazörü Moskova’ya bu kadar yakın oluşu, dünyayı büyük çaplı bir savaşa sadece bir adım mesafede tutuyor. Rusya ve uluslararası toplum açısından Türkiye’yle ilgili sorun, ülkenin NATO üyesi oluşu. Ve Türkiye tek başına da olsa dünyayı III. Dünya Savaşı’na sürüklerse, gerilimin daha fazla artması halinde NATO üyeleri Türkiye’nin tarafını tutmak zorunda kalacaklar. Gerilimin bu şekilde tırmanması bütün taraflar açısından istenmeyen bir durum. Ancak zıt düşen tarafların herhangi birinden önemli bir hata gelmesi riski bir hayli yüksek. Ve şimdi çok sayıda NATO üyesinin IŞİD’e karşı savaşa dahil olduğunu ve hepsinin Rusya’yla işbirliğine yanaşmayacağını göz önüne alırsak, bu risk daha da büyüyor.

Maria Dubovikova/AL ARABIYA

Bu sayfada yer alan makaleler okurlarımızı dünya medyasında gündem yaratan yorumlardan haberdar etmek amacıyla yayınlanmaktadır. Yazılar gazetemizin bakış açısını yansıtmamaktadır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir