Türkiye’nin güneydoğusunda kazananı bulunmayan savaş

Laura Pitel
THE INDEPENDENT

Diyarbakır’ın üstünde depresyon bulutları var. Bölge halkı alaycı bir şekilde Suriyeli mültecilerin bile toplanıp kenti terk etmesinden yakınıyor.

DIYARBAKIR’DA çatışmaların tırmanmasında Suriye’nin kuzeyindeki Kürt gruplarının IŞİD’e karşı kazanımları da etkili oluyor. PKK ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar daha önce ‘dağlarda yaşanıyordu. Şimdi ise çatışmalar Diyarbakır gibi şehirlere indi. Bu yüzden kentte sokağa çıkma yasakları hâlâ devam ediyor. Dıyarbakır’ın Çınar ilçesindeki saldırının da çatışmaları tırmandıracağı kaygısı var. Önceki günkü çatışmalarda bir polis, bir asker ve iki PKK’lı öldü. Diyarbakır’ın üstünde depresyon bulutları var. Bölge halkı alaycı bir şekilde Suriyeli mültecilerin bile toplanıp kenti terk ettiğini söylüyor.

1984’TEN BERİ İLK KEZ

1984’ten bugüne uzanan çatışmalarda ilk defa çatışmalar bu kadar çok şehir merkezlerine taşındı. Bölgedeki bir dizi kentte sokağa çıkma yasakları uygulandı. Bedelini de siviller ödedi. Binlerce kişi evlerini terk etti. Kürt gruplar, Diyarbakır’da çatışma ortasında kalan en az 38 sivilin öldüğünü iddia ediyor. Ölenler arasında ailesiyle yemek yediği sırada bir roketin veya top mermisinin evine isabet ettiği üç çocuk annesi bir kadın da var. Son altı ayda 1990’lardan bu yana en kötü çatışmaların yaşanıyor. Şiddetin dönüşü, Batı ile Suriye ve Irak’taki kaos arasında bir tampon olarak görülen Türkiye’nin istikrarsızlaştığı endişesini arttırdı.

AK PARTİ REFORM YAPTI

AK Parti, bir dizi kültürel ve Kürtçe diline dair reformlarıyla Kürt haklarının gelişimi için önceki hükümetlerden daha fazlasını yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti’nin başında olduğu Başbakanlığı döneminde nihayet Kürt sorununu çözüyor gibiydi. Erdoğan’ın hükümeti, 2013 Nevruz’unda ateşkes çağrısı yapan PKK lideri Abdullah Öcalan’la müzakerelere girdi. Fakat sınır komşusu Suriye’deki savaş ve bir dizi kutuplaştıran seçim, sürece engel oldu. PKK ile bağlantılı Suriyeli Kürt grupların başarısı Türkiye yönetimini ve ordusunu derinden rahatsız etti. Bu durum, PKK’yı terör örgütü görmesine rağmen örgütün Suriye’deki koluna silah temin eden Batılı müttefikler ile arasındaki ilişkiyi daha karmaşık hale getirdi.

KOBANİ ETKİLİ OLDU

PKK ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmaların geçmişi 2014 yılında Kobani için yürütülen mücadeleye bağlanıyor. Kürtler arasında Türkiye, Kobani’deki katliamı önlememekle suçlanıyor. Ancak Türkiye daha sonra Peşmergelerin geçişi için koridor açtı. Ancak bu karar da 6-8 Ekim Kobani eylemlerinden sonra geldi. Diyarbakır duvarlarında hâlâ “Kobani” yazıları var. O dönem, Kürtler arasında Türkiye’nin IŞİD’e, Suriye’deki Kürt birlikleri bastırması için yardım ettiği inancı vardı. Türk devleti, Kürtlerin Suriye’nin kuzeyindeki kazanımlarının, özgüvenlerini ve PKK’nın silah zulasını arttırmasından, aynı zamanda da Kürtleri ayrılığa teşvik etmesinden endişeleniyor. Gençlerin sesi, bu endişenin dağılmayacağını gösteriyor. Suriye’nin kuzeydoğusundaki özerk Kürt bölgesi Rojava’dan heyecanla bahsediyorlar, Rojava’yı tüm bölge için ‘model’ olarak tanımlıyorlar.

BARIŞ SÜRECİNİN SONU

Suriye’deki çatışma devam ederken HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın da gücü arttı. Haziran ayındaki genel seçimlerde barajı aşıp meclise girdi. HDP’nin meclise girmesiyle de Erdoğan, başkanlık sistemi için istediği çoğunluğa ulaşamadı. HDP Diyarbakır mitingi öncesi düzenlenen bombalı saldırıyla Suruç’taki saldırının ardından PKK’nın da iki polisi öldürerek karşılık vermesiyle PKK’ya yönelik hava saldırıları başladı. Bu da barış sürecinin sonunu getirdi. Müzakere masasına dönmekten başka seçenek yok. Böyle devam edemez. Her iki taraf da bunu biliyor. Sorun şiddetle çözülemez. Ne PKK kazanır, ne de devlet

‘Erdoğan milliyetçilerin oyuna yöneldi’

TEKRARLANAN 1 Kasım’daki seçimlerde AK Parti oyların hemen hemen yarısını aldı. Çoğu Kürt, Erdoğan’ın Kobani’den sonra kendi oylarını alma umudundan vazgeçtiğine, onun yerine sert bir retorikle ve Kürt politikacıların kısıtlanmasıyla, milliyetçi demografiye yoğunlaştığına inanıyor. Kürtler Erdoğan’ı, siyasi beklentilerini karşılamak için çatışmayı körüklemekle suçluyor. Bölgesel özerklik ve daha fazla kültürel özgürlük için mücadele ettiğini söyleyen PKK da HDP’nin başarısından kaybediyordu. HDP, Kürt sorununu şiddetten çok politikanın çözeceğine dair gerçek bir beklenti oluşturdu.

LAURA PİTEL KİMDİR?

İngiliz Gazeteci. Liberal eğilimli The Independent gazetesinin Ortadoğu muhabiri. Özellikle Türkiye ve Suriye’ye dair geçtiği haberlerle tanınıyor. Daha önce The Times gazetesinin siyaset editörüydü.

OBAMA İRAN KURMARINI KAZANACAK MI

David E. Sanger
NEW YORK TIMES

Ambargonun kalkmasıyla birlikte İran on yıllardır süren tecritin ardından nihayet dünya ile temasa geçti. Fakat balistik füze denemeleri ve Esad’a payandalık yapmaktan vazgeçmeyen Tahran’ın uluslararası toplum ile bağlarını güçlendirip güçlendirmeyeceği pek belli değil..

  ULUSLARARASI müfettişler, İran’ın nükleer programının önemli bölümlerini iptal yönündeki taahhütlerini yerine getirdiğini açıkladı. Bunun üzerine ABD ve Avrupa ülkeleri İran’a uygulanan petrol ve finans yaptırımlarını kaldırdı ve bu ülkenin dondurulmuş olan yaklaşık 100 milyar dolarını serbest bıraktı. Bundan saatler önce ise arka planda yürütülen bir diplomasinin ardından Tahran ile Washington arasında mahkum takası gerçekleştirildi. Nükleer anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce İran, aralarında Washington Times muhabiri Jason Rezaian’ın da bulunduğu beş Amerikalı’yı serbest bıraktı. Bırakılan Amerikalılardan biri olan Matthew Trevithick’in ailesi, Tahran’da dil çalışmaları yapan çocuklarının tutuklandığının zaten hiçbir zaman açıklanmadığını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, cumartesi akşamı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) merkezinde düzenlediği bir basın toplantısında, “İran birçok insanın hiçbir zaman olmaz dediği önemli adımları atmış bulunuyor,” dedi. UAEA Kerry’den saatler önce yayınladığı bir raporda, diğer bazı ayrıntılarla birlikte, İran’ın yakıtının yüzde 98’ini Rusya’ya gönderdiğini, 12 binden fazla santrifüjü söktüğünü, dolayısıyla artık uranyum zenginleştiremeyeceğini ve plütonyum üretiminde kullanılan bir reaktör çekirdeğini ise betona gömdüğünü duyurdu. Fakat Kerry’nin Amerikalıların serbest bırakılmasından dolayı özellikle sevinçli olduğu gözlendi. Çünkü kendisi bu konuyu nükleer müzakerelerin yapıldığı her toplantıda gündeme getirmişti.

‘BİLENMİŞ DÜŞMANLAR’

Öte yandan Amerikalıların serbest bırakılmasının karşılığı da vardı tabii: Amerika’nın uyguladığı ambargoları delmekle suçlanan ya da bu suçlamadan mahkum olan yedi İranlı takas çerçevesinde serbest bırakılırken 14 İranlı da uluslararası arananlar listesinden çıkarıldı. Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio ve Donald J. Trump’un da aralarında olduğu birçok başkan adayı takası bir zayıflık işareti olduğu gerekçesiyle kınadı. Bu isimlerin özellikle itiraz ettiği konular arasında çoğu geçmişteki petrol satışından kaynaklanan İran’ın dondurulmuş 100 milyar dolarının serbest bırakılması ve Amerika ile Avrupa ülkelerinin ticaret üzerindeki kısıtlamaları sonlandırması da var. Aslında İran’ı müzakere masasına zorlayan tek şey yaptırımlar değildi: ABD ve İsrail bu arada İran’ın şu anda söktüğü santrifüjleri imha için dünyanın en sofistike siber silahlarından birini geliştirmişlerdi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Tahran on yıllardır süren tecritin ardından nihayet dünyayla yeniden bağ kuruyor. Fakat İran’ın karasularına sürüklenen 10 ABD’li denizciyi gözaltına alıp serbest bırakmasıyla başlayan ve ardından da Soğuk Savaş günlerinden kalma bir mahkum takasıyla sona eren bir haftada bile Tahran’ın dünyayla en azından hızlı biçimde yeniden bağ kurmak isteyip istemeyeceği pek belli değil. Hem Tahran hem de Washington’da, 30 yılı aşkın bir süre boyunca bilenmiş düşmanlar olarak yaşayan iki ülke arasında normalleşme yolunda atılan adımların avantaj ve dezavantajları üzerine siyasal tartışmalar hala sürüyor. Fakat Kerry, nükleer anlaşmanın düşmanlık çemberini kırdığını ve rehine takasını doğuran gizli müzakereleri mümkün kıldığını belirtiyor.

George W. Bush yönetimi sırasında Dışişleri Bakanlığı’nın 3 numaralı ismi olarak Cumartesi günü kaldırılan yaptırımları başlatan R. Nicholas Burns, “Nükleer anlaşmanın Tahran’a çok fazla avantaj sağladığı konusunda saldırılar devam edecektir. Fakat İran’ın nükleer emellerinin önümüzdeki 10-15 sene için fiilen dondurulmuş olması bizim için gerçek bir avantaj. Ve bu savaşla değil kararlı bir diplomasiyle başarıldı” diyor. Bununla birlikte şu anda Harvard’da diplomasi dersleri veren ve Demokrat başkan adayı Hillary Clinton’a danışmanlık yapan Sayın Burns’a göre, balistik füze denemeleri ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a payandalık yapması dahil olmak üzere, bu ülke içinde bulunulan karşıtlıklar İran’la ilişkilerin gelecekte de ne denli karmaşık olacağını gösteriyor.

ABD, İran’a ambargoyu kaldırdırdıktan sonra, yaptırımları delmekle suçlanan yedi İranlıyı bıraktı, 14’ünü de uluslararası arananlar listesinden çıkardı.


Etiket


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir