Üçüncü Obama dönemine doğru

Obama’nın başkanlığının yedinci yılı bitmek üzere ve bugün nereden bakarsak bakalım Amerika Birleşik Devletleri parçalanmış bir ulus. Halk yakın tarihte hiç olmadığı kadar siyasal bölünmüşlük içinde. Bireyler bağlamında ise birçok insan kaygılı, öfkeli ve keyifsiz. Sayın Obama ilk başkan olduğunda yaptığı konuşmada neler vaat etti ama iki dönemin sonuna yaklaşırken bütünleşmiş ve ayağa kalkmış bir ulustan eser yok. Ve bu öyle bir başkanın son döneminde normal sayılabilecek türden bir bunalım da değil. Bu tam bir fiyasko hali. Aslında bu durum geçen hafta açıklanan Pew Research araştırmasında ayan beyan görülüyor. Araştırmadan çıkan temel mesaj, ABD yönetimine olan güvenin bittiğini gösteriyor. “İmdadımıza” koşan devletle ilgili o ünlü şakayı unutun. Çünkü bugün daha beteriyle karşı karşıyayız: Biz devletiz, işte buradayız ve işinizi bitireceğiz. Normalde bir başkanın son yılında seçmenler yepyeni bir yönetim beklentisiyle büyük bir heyecan yaşarlar. Halbuki bugün Amerikalılar olmayacak duaya amin diyecek durumdalar. Donald Trump başkanlık için yarışacağını haziran ayında açıkladı. New Yorklu muzip eyalet eyalet dolaşarak ülkenin siyasal yangın musluklarını açmakla meşgul ve öyle görünüyor ki hiç kimse de bunun sonucunda olacaklara dur diyemiyor: Yıllarca bastırılmış siyasal ve kültürel aşağılamanın sokağa hücum etmesine. Barack Obama’nın Demokrat Parti’sinin neredeyse üçte biri ihtiyar sosyalist Bernie Sanders’a taşınmış durumda. Sanders, Eugene Debs’in başkanlığa aday olduğu zamanları hatırlatıyor insanlara. Eğer bugün bir üniversitede öğrencilere 115 yıl önceki o ünlü kolalı gömlekli sosyalist Eugene Debs sorulsa herhalde kampüs karışır. Siyah Amerikalılar, cinayet oranlarının arttığı, öfkeli göstericilerin sokaklara düştüğü ve korumaları gereken sakinlere iyice yabancılaşan polis gücünün bulunduğu mahallelerde yaşıyorlar. ABD’deki bütün gruplar arasında iş bulma ihtimali en düşük olanlar genç siyah Amerikalılar. New Republic dergisinin bu haftaki kapağında şu soruluyordu: “Hillary Clinton neden siyahlar için Obama’dan daha fazlasını yapacak?” Bugün artık yelpazenin neresinde olursa olsun siyasetimizin dili bıçak gibi keskin. Her iki partinin başkan adayları da seçim kampanyalarını şu başlıklar üzerine oturtuyor: Gelir dağılımındaki uçurum, can çekişen orta sınıf, göçmen fobisi ve evet yeniden, terörle savaş. Sayın Obama 2009 yılında ülkeyi ekonomik buhrandan kurtardığını iddia ediyor. Ama biz hala buhrandayız. Bize umut ve değişim vaat edilmişti. Pekiyi sonuç ne oldu? Sayın Obama’nın aslında neler neler yapacağına ama bir türlü yapamadığına dair çok hikaye var. Ama kısaca şu iddia ediliyor: ABD ve dünya Obama’nın dediklerini yapmadıkları için başarısız oldu. Yedi yıl boyunca Obama herkese “yapılması gerekenler” konusunda vaaz verip durdu. Tablo şu: Elimizde sadece patinaj yaptığımız ve çarçur ettiğimiz kocaman bir sekiz yıl var ve bundan dolayı da sağcılar öfkeli, solcular ise bunalımda. Ve başkan etrafa hava atarken çevredekiler ona alkış tuttu. Dolayısıyla bugün Donald Trump’un halkın güvensizliğini sömürmesi hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü sonuçta Sayın Obama yedi yıl boyunca sahneyi Sayın Trump’a hazırlamak için çalıştı. Yani aslında belki de üçüncü Obama dönemine doğru gidiyoruz.

Daniel HENNINGER-Wall Street Journal

Bu sayfada yer alan makaleler okurlarımızı dünya medyasında gündem yaratan yorumlardan haberdar etmek amacıyla yayınlanmaktadır. Yazılar gazetemizin bakış açısını yansıtmamaktadır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir